Çevirmenlik Sanatı ve Osmanlı'dan Bu Yana Çevirmenlik

Sultan Ahmed III receives ambassadors at Topka...Image via Wikipedia

Çevirmenlik Sanatı... The English Universities Press Limited'in 1974'te yayımladığı Translating (Ian F. Finlay, Çeviri) adlı yapıtın "Translating in the Past / Geçmişte Çeviri" başlıklı bölümünde şu önemli söz yer alır: "The art of the translator is an ancient one, even if not quite as old as that of the interpreter, / Çevirmenin sanatı, yorumlayıcınınki denli olmasa da eski bir sanattır."
Dar anlamıyla bakıldığında, bu işin, yazılı sözcüklerle karşılaşan farklı dillerdeki halklar arasında oluşan bir etkileşim olduğunu dile getiren yazar Finlay, geniş anlamıyla bakıldığında çevrimenliğin tarihinin insanlığınkiyle aynı olduğunu belirtiyor.

Çevirmen mi Tercüman mı? Arapça ve Farsça konuşulan ülkelerin dilinde yer alan ve resmi çevirmen anlamına gelen "tercüman" sözcüğü dilimizde bugün de kullanılıyor ve tercümanların yaptıkları işe "tercüme" deniyor. Ancak günümüzde "çevirmen" ve "çeviri" sözcükleri de sıkça kullanılıyor.

Dragoman... Batı dilindeki karşılığı "dragoman" olan bu sözcük, başlangıçta Avrupalılarla OrtaDoğulular arasında aracılık yapan herkes için kullanılırdı; daha sonraları, dışişleri bakanlıklarında ve büyükelçiliklerde görev yapan ve bir dönem önemli siyasal görüşmeleri de yürüten resmi çevirmenler ortaya çıktı. Resmi çevirmenlik, özellikle Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra büyük ölçüde ortadan kalktı.

Osmanlı'da Çevirmenlik... Osmanlı Devleti'nde ilk olarak 14. yüzyılda görevlendirilen geçici çevirmenlerin yerini, 15. yüzyıl sonlarından başlayarak süreklilik kazana çevirmen kadroları aldı. Birkaç dil bilen, Müslümanlığı benimsemiş olan aydın kişilerden seçilen Divan-ı Hümayun çevirmenleri divan oturumlarında Türkçe bilmeyen yabancıların sorunlarını aktarır, yabancı elçilerin veziriazamla ve padişahla görüşmelerinde çevirmenlik yaparlardı.

17. yüzyılda dış ilişkilerin gelişmesine bağlı olarak, çevirmenleri sayısı ve önemi arttı. Çevirmenler, kendilerine ayrılan tımarlardan sağladıkları gelirlerin yanı sıra, yabancı elçilerden de para ve armağan alırlardı.
Osmanlı Devleti'nin ilk önemli çevirmeni Panayotis Nikousia'ydı. Onun yerini alan Aleksandros Mavrokordátos, Osmanlı Devleti adına Karlofça Antlaşması'yla (1699) sonuçlanan görüşmeleri yürüttü ve Osmanlı dış politikasının belirlenmesinde önemli rol oynadı.

Divan-ı Hümayun Çevirmenliği... 18. yüzyılda Osmanlı uyruğu olmakla birlikte Müslüman olmayan Fenerli Rumların tekeline geçti. Çoğu kez yabancı devletlerin gizli birer temsilcisi gibi çalışmaya başlayan bu çevirmenler, görevlerini genellikle babadan oğula aktarıyorlardı. Çeşitli ayrıcalıkların ve yüksek ödeneklerin yanı sıra yabancı elçilerden alınan rüşvet, çevrinelik işini çok çekici bir konuma getirdi. Müslümanların Batı dillerini öğrenmesinin şeriata aykırı olduğu inancı Osmanlı'nın kendi çevirmenlerini yetiştirmesinin önündeki önemli engellerden biriydi.

Tercüme Odası... II. Mahmud döneminde (1808-1839), Fenerli Rumlaırn çevirmenlikteki tekelini kırmak amacıyla çevirmen kadrolarına Müslümanlardan ya da sonradan Müslüman olmuş Osmanlı uyrukluların arasından da çevirmen atanmasına izin verildi ve Müslümanların yabancı dil öğrenmelerini kolaylaştırmak amacıyla Bâbıâli'de bir Tercüme Odası açıldı.

Osmanlı uyruklulardan Rum asıllı Yahya Naci Efendi Bâbıâli'deki Divan-ı Hümayun kaleminde, yabancı dil öğrenmeye istekli gençlere Fransızca dersleri vermekle görevlendirilmişti; Tercüme Odası'nın temeli, bu kursla atılmıştır.

Oda gerçek anlamda okul işlevini, 1830'larda Tecelli Mehmed Efendi'nin Divan-ı Hümayun hocası olarak ders vermeye başlamasıyla kazandı. Aynı yıllarda yabancı dil öğrenmek üzere Avrupa'ya öğrenciler gönderildi. Odada öğretilen Fransızca derslerini izleyen Bâbıâli görevlilerinin sayısı giderek arttı. Odanın ilk yetiştirdiği kişiler arasında, daha sonra sadrazamlık yapan Âli ve Safvet paşalar da vardı.

Yabancı ülke temsilcilikleri de Osmanlı Devleti'yle ilişkilerinde zamanla kendi çevirmenlerini kullanmaya başladılar. Büyük Britanya'nın 1877'de İngiliz kökenli çevirmenlerin seçimi ve eğitimi için kurduğu sistem, zamanla çoğu Avrupa ülkesinde yaygınlaşmaya başladı.

Osmanlı'da Çevirmen Adları... Osmanlı'da askeri çevirmenlere "tersane tercümanı" ya da "derya tercümanı"; Mora, Girit, Hicaz, Bağdat, Mısır gibi halkın dilinin Türkçe olmadığı yörelerde valinin ve yerel yönetimin halkla ilişkilerini düzenleyenlere "eyalet terümanı"; yerel mahkemede davacı ve davalılarla kadılar arasında çevirmenlik yapanlaraysa "mahkeme tercümanı" denirdi. Ölen yada görevinden alınan çevirmenlerin yerine genellikle aynı aileden kişiler, çoğu kez de öncekinin yetişkin oğlu atanırdı.

Dil Oğlanları... Savaş sırasında çevirmenlik yapanlar "dil oğlanı" adıyla anılırdı; dil oğlanları, hem Türkçeyi, hem de savaşılan tarafın dilini bilen, o çevre halkının arasından seçilirdi.

Sefaret Çevirmenleri... 18. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı eyaletlerinde yabancı konsolosluklar, İstanbul'da da sürekli elçilikler açılmaya başlanınca buralarda da Osmanlı uyruklu "sefaret tercümanları" görev aldı. Bankalar, demiryolu şirketleri ve mali kurumlar da Osmanlı Devleti yetkilileriyle ilişkilerini kolaylaştırmak amacıyla çevirmenlerden yararlandılar.

Diplomasi ve Çevirmenlik... 1836'da Osmanlı'da Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) kurulduktan sonra, bu bakanlıkta Mezahib-i Gayrimüslim Dairesi oluşturulunca, Tercüme Odası da bu daireye bağlandı. Sonraları diplomat yetiştiren bir kuruma dönüşen odanın, dil ve diplomasi öğrenen gençleri, elçiliklerde, eyaletlerdeki dışişleri müdürlüklerinde görev alarak, kısa sürede yükselme olanağı elde ettiler. Tercüme Odası, saltanatın kaldırıldığı 1922'ye değin varlığını korudu. [Ayrıca bakınız: AnaBirtannica'daki (Ana Yayıncılık, 1993) ilgili maddeler.]

Reblog this post [with Zemanta]

Paylaşın!

Bookmark and Share

1 yorum:

Alper Kumcu dedi ki...

Makalenin başındaki "The art of the translator is an ancient one, even if not quite as old as that of the interpreter" alıntısındaki "interpreter" ifadesinden kast edilen yorumlayıcı değil, sözlü çevirmen olsa gerek.

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin